Maya Kozmosunun destansı yapısı, Dünya Ağacı ve Kaplumbağanın sırtında yükselen Dünyamız hakkında.. Mayaların kodekslerine ya da taş sütunlarına yazılı hikâyeleri, mitolojik anlatıları, efsaneleri ile dış dünyayla paylaşmadıkları dini inançları arasındaki temel fark Dünya’nın yaradılış öyküsünde karşımıza çıkar. Palenque’de 684-702 yılları arasında Chan-Bahlum döneminde inşa edilmiş tapınaklarda bulunan duvar yazıları (Maya yazısının çözümlenebilir … Continue reading “Maya ve Hayat ağacı”
Kurtlu diken (Cardopatium corymbosum (L.) Pers) Dağılım olarak bu bitki doğal olarak doğu Akdeniz havzasında yayılış gösterir. Genel bilgiler 6 ila 35 cm boylanabilir. Yapraklar dışhatta yumurtamsı mızraksı, en alttaki 30 cm uzunluğunda ve 13 cm genişliğinde, yukarı gidildikçe küçülme eğiliminde, bölümleri derimsi, dışhatta üçgensi ve derince dikenli dişlidir. Çiçek başı oval, 10 ila 13 … Continue reading “Cardopatium corymbosum (Kurtlu diken)”
Likyalıların Xanthos şehrinin kuşatılması ve ahameniş tarafından yenilmelerini konu alıyor. Evlerimizi mezar yaptıkMezarlarımızı evYıkıldı evlerimizYağmalandı mezarlarımızDağların doruğuna çıktık,Toprağın altına girdikSuların altında kaldıkGelip buldular biziBozdular birliğimiziAltüst ettiler biziYakıp yıktılarYağmaladılar biziBiz ki analarımızın, kadınlarımızın Ve ölülerimizin uğrunaBiz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğrunaToplu ölümleri yeğleyenBu toprağın insanlarıBir ateş bıraktıkHiç sönmeyen ve sönmeyecek olanBeni bulamazsan üzülme,Eşyalarımı bulacaksın.Kestiğim taşları, açtığım … Continue reading “Parmak izlerimiz”
Baş tanrı Zeus sayısız çapkınlık maceralarından birinde İo adında güzel bir kızı kovalamaktadır. Zeus-İo ilişkisinden bir kız çocuğu dünyaya gelir. Çocuk boynuz şeklindeki bir su yolunun kenarında doğar. Adı Keroessa olur. Keras “boynuz” demektir. İo’nun kızı Keroessa’nın Tanrı Poseidon’la yaşadığı aşkın meyvesi de Bizas adında bir erkek çocuktur. Bizas, Bizantion kentinin kurucusudur.Yunanistan’ın Megara bölgesinden Kral Nisos’un … Continue reading “Altın boynuz”
Bir bürokrat, görevli olarak şehirden kasabaya giderken yolda sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş. Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş:– “İmdat, Boğuluyorum. Kurtarın beni!” diye bağırmaya başlamış. O sırada yakınlardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.Bürokrat: “Bataklığa düştüm. Kurtar beni!” diye bağırmış.Köylü: “Geçmiş olsun” demiş. Ama kurtarmak için hiç gayret göstermemiş. Hani neredeyse dönüp gidecek. Bürokrat … Continue reading “Mevzuata uygun ölmek”
Antik çağ Anadolusunda yaşamış, İyonyalı ozandır.Batı edebiyatının ilk büyük eserleri sayılan Ilias ve Odesseia destanlarının yaratıcısı/ derleyecisidir.İyi bir gözlemci, tarihi iyi bilen bir bilgeydi ve tarihin yaşamını belirleyen gücünü görebilmişti. Bilinçli bir anlatıcıdır ve eserlerinde insanın soylu yönlerini yücelterek onlar aracılığı ile dersler vermiştir. Homeros destanları dünya edebiyat tarihinin en eski edebi eserleri olarak kabul edilmekte. Homeros … Continue reading “Efsaneleriyle Tarihi Birleştiren Şair: Homeros”
Her ne kadar çok sevsem de, öyle iflah olmaz bir kedi düşkünü falan değilim. Her şey iki sene önce, beni bir ay boyunca uzaktan izledikten sonra arkadaş olduğumuz bir anne kedinin, sonunda eve yerleşmesi ve bilgisayar dolabının çekmecesine yavrulaması ile başladı. Bir anda dört yavru ve bir anne kedi sahibi oldum. Evlattır dedim, hepsini bağrıma bastım. Anne kedi, bir … Continue reading “Civan Canovanın Kedileri”
Sümerli Bir Cocuğun Okulda Geçirdiği 2 Gününü Anlatan Anısı Mezopotamya’da küçük bir çocuk için okul hayatının nasıl olduğunu hiç merak ettiniz mi? Pekala, bu tablette bir okul çocuğunun hayatındaki iki günü anlatan bir Sümer’ li çocuğun anısı var – günleri sıkıcı işler ve sert cezalarla dolu! “Okul çocuğu, ilk günlerden nereye gittin?” “Okula gittim.” “Okulda … Continue reading “Sümerli bu öğrencinin günlüğü”
Yıl 1878’di..Afyon’a bağlı Bey köy’de bir tarlada 10 metre uzunluğunda kireç taşından yapılmış bir yazıt bulundu..Üzerinde bir takım şekiller vardı..Köylüler taşa bir anlam veremedi..Köy heyeti taşın yeni yapılan caminin temelinde kullanılmasını kararlaştırdı..Bölgede kazı yapan Fransız arkeolog George Perrot buna karşı çıksa da, köylülere derdini anlatamadı..Bunun üzerine arkeolog Perrot, taş temele atılmadan üzerindeki şekilleri bir kağıda … Continue reading “Luvi’lerin izinde”
Kökeni Sümerler’e, Babiller’e ve Eski Mısır’a uzanan nazar değmesi inanışına göre, insanın taşıdığı olumsuz düşünceler, fikrin dışarıya açılmış biçimi olan gözlerden dışarı çıkar. Bu da, bakışlarla olur. Buna, vurucu güç adı verilir. Vurucu gücü önlemek ve ondan korunmanın yolu ise, “göze gözle karşı gelmek” olmuş. Nazarın ve nazar boncuğunun izleri, Mısır’a MÖ. 4800-MÖ. 5000 yıllarına … Continue reading “Mavi Gözün Sırrı: Nazar Boncuğunun Tarihi Yolculuğu”
