“Deli Ayten” olarak bilinen Ayten Şenaşık, Bursa’nın sokaklarında özgür ruhuyla dolaşan, renkli kişiliğiyle hafızalara kazınmış bir figürdür. Onun hikayesi, sadece bir delilik öyküsü değil, aynı zamanda aşk, yalnızlık, toplumun dışlanması ve insanın özüne dair derin bir inceleme sunar. Bir Aşk Hikayesinin Tragik Sonu Ayten Şenaşık, genç yaşta yaşadığı bir aşk acısı sonucu akıl sağlığını yitirmiştir. … Continue reading “Deli Ayten: Bursa’nın Unutulmaz Siması”
Yakın zaman önce ziyaret ettiğim Ayvacık’taki Adatepe köyünde onlarca yıldır anlatılan bir hikâyeyi dinledim. Birinci Dünya Savaşı döneminde yaşamış olan Refika adındaki bir Rum kızının hikâyesi bu. Asırlar boyu kardeşçe yaşayan, duygudaş olan halkların, egemenlerin çıkarları uğruna birbirine kırdırılışının, savaşların kör şiddetinin halkların üzerine nasıl bir karabasan gibi çöktüğünün hikâyesi. 1900’lü yılların başında Adatepe köyünde … Continue reading “Adatepeli Refika”
Bir gün Sokrates taleberiyle sohbet ederken bir talebesi Sokrates’ e sorar:– “Eğer demokrasi çoğunluğun kararını kabul etmekse, adil olan da bu değil midir?Mesela yüz kişinin oy kullandığı bir yerde, elli bir kişinin kararına mı uymak daha adil ve doğru olur, yoksa kırk dokuz kişinin kararına uymak mı?Hem çok mümkündür ki, daha çok insanın daha az insandan … Continue reading “Socrates ve demokrasi”
Nerden nereye… 1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziran’da evleniyordu senelik banyolarını da Mayıs’da yapıyorlar, Haziran’da hala çok kötü kokmuyorlardı… Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu… Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu… Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.. Ondan sonra oğulları … Continue reading “Nereden nereye?”
Tanınmasın, rahatsız edilmesin diye, Atatürk’ün isteğiyle “Fatma Sadık” adıyla pasaport düzenlenmişti, yurtdışına giderken “Latife” kimliğini değil, “Fatma Sadık” kimliğini kullanıyordu. Konser, tiyatro kaçırmazdı. Kenter Tiyatrosu’ndan sezonluk koltuk alırdı. Beyoğlu’na sinemaya giderdi. Yemesine içmesine dikkat ederdi, hiçbir yaşında kilo almadı. Saçını boyamadı, bembeyaz saçları gür ve ışıl ışıldı. Topuz yapardı, daima fildişi tarağıyla tuttururdu. Müthiş kütüphanesi … Continue reading “Fatma Sadık”
Maya Kozmosunun destansı yapısı, Dünya Ağacı ve Kaplumbağanın sırtında yükselen Dünyamız hakkında.. Mayaların kodekslerine ya da taş sütunlarına yazılı hikâyeleri, mitolojik anlatıları, efsaneleri ile dış dünyayla paylaşmadıkları dini inançları arasındaki temel fark Dünya’nın yaradılış öyküsünde karşımıza çıkar. Palenque’de 684-702 yılları arasında Chan-Bahlum döneminde inşa edilmiş tapınaklarda bulunan duvar yazıları (Maya yazısının çözümlenebilir … Continue reading “Maya ve Hayat ağacı”
Baş tanrı Zeus sayısız çapkınlık maceralarından birinde İo adında güzel bir kızı kovalamaktadır. Zeus-İo ilişkisinden bir kız çocuğu dünyaya gelir. Çocuk boynuz şeklindeki bir su yolunun kenarında doğar. Adı Keroessa olur. Keras “boynuz” demektir. İo’nun kızı Keroessa’nın Tanrı Poseidon’la yaşadığı aşkın meyvesi de Bizas adında bir erkek çocuktur. Bizas, Bizantion kentinin kurucusudur.Yunanistan’ın Megara bölgesinden Kral Nisos’un … Continue reading “Altın boynuz”
Antik çağ Anadolusunda yaşamış, İyonyalı ozandır.Batı edebiyatının ilk büyük eserleri sayılan Ilias ve Odesseia destanlarının yaratıcısı/ derleyecisidir.İyi bir gözlemci, tarihi iyi bilen bir bilgeydi ve tarihin yaşamını belirleyen gücünü görebilmişti. Bilinçli bir anlatıcıdır ve eserlerinde insanın soylu yönlerini yücelterek onlar aracılığı ile dersler vermiştir. Homeros destanları dünya edebiyat tarihinin en eski edebi eserleri olarak kabul edilmekte. Homeros … Continue reading “Efsaneleriyle Tarihi Birleştiren Şair: Homeros”
Sümerli Bir Cocuğun Okulda Geçirdiği 2 Gününü Anlatan Anısı Mezopotamya’da küçük bir çocuk için okul hayatının nasıl olduğunu hiç merak ettiniz mi? Pekala, bu tablette bir okul çocuğunun hayatındaki iki günü anlatan bir Sümer’ li çocuğun anısı var – günleri sıkıcı işler ve sert cezalarla dolu! “Okul çocuğu, ilk günlerden nereye gittin?” “Okula gittim.” “Okulda … Continue reading “Sümerli bu öğrencinin günlüğü”
Yıl 1878’di..Afyon’a bağlı Bey köy’de bir tarlada 10 metre uzunluğunda kireç taşından yapılmış bir yazıt bulundu..Üzerinde bir takım şekiller vardı..Köylüler taşa bir anlam veremedi..Köy heyeti taşın yeni yapılan caminin temelinde kullanılmasını kararlaştırdı..Bölgede kazı yapan Fransız arkeolog George Perrot buna karşı çıksa da, köylülere derdini anlatamadı..Bunun üzerine arkeolog Perrot, taş temele atılmadan üzerindeki şekilleri bir kağıda … Continue reading “Luvi’lerin izinde”
