
İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında, Harem açıklarından baktığınızda, kıyının hemen gerisinde yükselen, etkileyici ve süslü kubbeli yapısıyla göz kamaştıran bir bina görürsünüz. Bu görkemli yapı, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun tıp eğitimine yön veren, günümüzde ise Marmara Üniversitesi’ne ev sahipliği yapan Haydarpaşa Tıp Fakültesi Binası‘dır. Yüz yılı aşkın tarihiyle, hem mimarisi hem de yetiştirdiği nesillerle İstanbul’un önemli simgelerinden biridir.
Tarihçesi ve Yapılış Amacı
Binanın inşası, Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme ve Batılılaşma çabalarının yoğunlaştığı, özellikle eğitim ve sağlık alanında reformların hız kazandığı bir döneme denk gelir. Asıl adı Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane olan bu kurum, 1827’de kurulan Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin devamı niteliğindeydi ve o dönemde askeri tıp eğitimi veren önemli bir kurumdu.
Bina, 1903-1909 yılları arasında, padişah II. Abdülhamid döneminde inşa edilmiştir. II. Abdülhamid’in eğitime ve özellikle tıp alanına verdiği önemin bir göstergesidir. Binanın yapılış amacı, imparatorluktaki tıp eğitimini modern standartlara taşımak, daha donanımlı doktorlar ve sağlık personeli yetiştirmekti. Bu büyüklükteki bir hastane ve tıp okulu kompleksi, dönemin en ileri tıp eğitim merkezlerinden biri olmayı hedefliyordu.
Mimarisi, dönemin önemli mimarları olan Alexandre Vallaury (Fransız) ve Raimondo D’Aronco (İtalyan) tarafından tasarlanmıştır. Bu ikilinin işbirliği veya ayrı ayrı katkıları konusunda farklı görüşler olsa da, binanın Batı etkilerini Osmanlı mimarisiyle harmanlayan eklektik tarzı, dönemin genel mimari anlayışını yansıtır.
Bina, inşa edildiği tarihten itibaren uzun yıllar boyunca Tıp Fakültesi olarak hizmet vermiştir. Cumhuriyet döneminde de önemli bir tıp merkezi ve eğitim kurumu olma özelliğini sürdürmüştür.
Mimari Özellikleri
Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü, görkemli boyutları ve estetik detaylarıyla dikkat çeken, Neo-Barok ve Neo-Rönesans üsluplarının karışımıyla oluşturulmuş eklektik bir mimariye sahiptir.
- Plan ve Boyutlar: Bina, geniş bir avlu etrafında U şeklinde düzenlenmiş, simetrik ve anıtsal bir yapıdır. Geniş cephesi, denize nazır konumuyla dikkat çekicidir.
- Kubbe ve Kuleler: Binanın en belirgin özelliklerinden biri, ana girişin üzerinde yükselen gösterişli kubbesi ve her iki yanında yer alan daha küçük kuleleridir. Bu kubbeler ve kuleler, binaya karakteristik bir siluet kazandırır.
- Cephe Detayları: Cephede kullanılan kesme taş işçiliği, detaylı pencere söveleri, kemerli pencereler ve bitkisel motifli kabartmalar, dönemin zengin süsleme anlayışını yansıtır. Özellikle giriş kısmı, daha gösterişli mimari öğelerle (kolonlar, heykeller) vurgulanmıştır.
- İç Mekan: İç mekanlar da geniş koridorlar, yüksek tavanlar, aydınlık derslikler ve ameliyathanelerle dönemin modern tıp eğitiminin gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Geniş salonları ve merdivenleri, binanın anıtsallığını tamamlar.
- Malzeme: İnşasında kaliteli kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. Yapının sağlamlığı, günümüze kadar ayakta kalmasını sağlamıştır.
Yapılış Amacı ve Önemi
- Tıp Eğitimi Reformu: Binanın temel amacı, Osmanlı İmparatorluğu’nda modern tıp eğitiminin merkezi olmak ve Batılı standartlarda hekimler yetiştirmektir. Bu, imparatorluğun sağlık alanındaki modernleşme çabalarının en somut adımlarından biriydi.
- Osmanlı’nın Modernleşme Sembolü: Yapı, II. Abdülhamid dönemindeki modernleşme hamlelerinin ve Batılılaşma etkilerinin mimariye yansımasının önemli bir örneğidir. Dönemin teknolojik ve mimari olanaklarının bir göstergesidir.
- Kültürel Miras: İstanbul’un kültürel ve mimari mirasının önemli bir parçasıdır. Kentin siluetinde belirgin bir yer tutar ve tarihi dokuyu zenginleştirir.
- Eğitim Merkezi: Yüz yıldan fazla süreyle tıp eğitimine hizmet etmiş olması, binanın bilimsel ve eğitsel açıdan taşıdığı derin anlamı ortaya koyar. Binlerce doktor ve sağlık çalışanı bu duvarlar arasında eğitim görmüştür.
Şimdiki Kullanımı ve Diğer Bilinmesi Gerekenler
Bina, uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve sonrasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak hizmet vermiştir. Ancak 2018 yılında, Tıp Fakültesi’nin diğer kampüslere taşınmasıyla birlikte, bina Marmara Üniversitesi’nin çeşitli idari birimlerine ve Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne ev sahipliği yapmaya başlamıştır.
- Koruma Statüsü: Bina, önemli bir tarihi ve kültürel miras olarak koruma altındadır. Mimari değeri nedeniyle sık sık belgesellere ve kültürel etkinliklere konu olmaktadır.
- Konumu: Haydarpaşa Limanı’na yakın konumu, binanın İstanbul’a deniz yoluyla gelenler için de ilk fark edilen yapılardan biri olmasını sağlar. Bu konum, aynı zamanda onun denizcilik ve ticaretle olan ilişkisini de vurgular.
- Restorasyon: Binanın zaman zaman restorasyon ve bakım çalışmaları geçirdiği bilinmektedir. Bu çalışmalar, yapının orijinal ihtişamını korumak ve gelecek nesillere aktarmak için kritik öneme sahiptir.
- Manzara: Binanın bulunduğu yerden, İstanbul Boğazı’nın ve tarihi yarımadanın muhteşem manzarası seyredilebilir.
Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü, sadece bir eğitim kurumu olmaktan öte, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme serüveninin, tıp biliminin gelişiminin ve mimari estetiğin yaşayan bir anıtıdır. Ziyaretçiler için, hem tarihi bir yolculuk hem de eğitim ve bilimin önemini hissettiren ilham verici bir mekandır.
Yararlanılan Kaynaklar:
- Marmara Üniversitesi Resmi Web Sitesi: (Kampüsün tarihi ve güncel kullanımı hakkında bilgi)
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı: (Genel bilgi ve kültürel miras detayları için)
- Osmanlı Mimarlık Tarihi ve Cumhuriyet Dönemi Mimarlık Tarihi üzerine yazılmış akademik makaleler ve kitaplar: (Binanın mimari özellikleri ve dönemsel bağlamı hakkında detaylı bilgi için)
- İstanbul Rehberleri ve Şehir Tarihi Kitapları: (Binanın İstanbul’daki konumu ve önemi hakkında genel bilgiler için)
- Arkitera.com ve Yapı Kredi Yayınları Mimarlık Serisi gibi mimarlık platformları: (Dönemin mimarları ve üslupları hakkında bilgi için)
